Sülük tedavisi

SÜLÜK TEDAVİSİ NEDİR..

“İlaçlarin en hayirlisi … … , hacamat, müshil ve sülüktür.” 
(Kenzu’l-Ummal, h.no: 28167-Beyhakî’den naklen-)

Lisanu’l-Arap’ta da (“ALK” maddesi).”Amir / Şabî’den yapılan Rivayete göre, Hz. Peygamber (a.s.m) şöyle buyurmuştur:

“İlaçların en güzeli, sülük ve hacamattır.” denilerek, söz konusu hadise atıfta bulunulmuştur.

“Sifa üç seye münhasirdir: Bal serbeti içmek, hacamat âleti vurmak, atesle daglamak. Fakat ümmetimi
(baska çare kalmadikça) atesle daglamaktan men ederim.” (Sahîh-i Buhari; 12. cilt, sayfa 79).

Sülükle tedavi anlamina gelen Hirudoterapi, antik çaglardan beri hekimler tarafindan tedavi araci olarak kullanilmistir.
Sülük tedavisi ile ilgili ilk kaynaklar MÖ. 15. yüzyilda yasamis Babil’li hekimlere kadar gitmektedir. Yine MÖ. 3. yüzyilda
Misir hekimlerinin vazgeçilmez tedavi yöntemleri arasinda yer aldigi bilinmektedir. Ayrica MÖ. 2. yüzyilda Ege kiyilarinda
yasamis olan hekim Nikandros, MS. 1. yüzyilda Yunan hekim Pliniy ve MS. 2. yüzyilda yasamis olan Galen sülük tedavisi uygulamislardir.

Ibn-i Sina’nin kitaplarinda da sülük tedavisi yerini almistir. Ne var ki, 20. yüzyilda dogadan elini çeken insanlik sülük tedavisini unutmustur.
Ta ki bundan birkaç on yil önce Amerikali arastirmaci Roy Sawyer sülüklerin potansiyel tedavi edici etkilerini ortaya koyup dünyanin ilk modern
sülük üretim çiftligini (Biopharm – Ingiltere) kurana dek…

Sülük Nasil Tedavi Ediyor?

Sülüklerin Tedavi edici özellikleri kan emilirken vücuda verilen salgida gizlidir. Bu salgi, 100’ün üzerinde biyoaktif madde
içermektedir. Baslica bu maddeler kanin pihtilasmasini engelleyici , olusmus pihtiyi eritici, agri kesici, mikrop öldürücü,
tansiyon dengeleyici, kas gevsetici, bagisiklik sistemini düzenleyici ve stres giderici etkilere sahiptir. Ayrica sinir hücreleri
ve liflerinin tamir edilmesini hizlandiran enzimlerdir.

Sülük tedavisi hangi hastaliklar için kullaniliyor ?

Sülük Tedavisi, atardamar ve toplardamar tikanikliklari basta olmak üzere birçok dolasim sistemi hastaliginda, varis,
iltihapli ve iltihapsiz eklem romatizmalarinda, epilepsi çesitlerinde, yumusak doku romatizmalarinda, felç, kismi felç, sedef
ve egzama gibi cilt hastaliklarinda, hemoroid’de, göz tansiyonu (glokom) ve buna bagli görme kayiplarinda, migrende ve her
türlü bas agrisi,yüksek tansiyon, troid’e bagli sismanlik, astim ve bronsial hastaliklar, yanik vakalari, iyilesmeyen yaralar ve
ameliyat izleri, kangren, Meniere Hastaliginda ve bazi isitme kayiplarinda basariyla kullanilmaktadir. Ayrica Ortopedi ve
Rekonstrüktif Cerrahi kapsaminda, gangren gelismekte olan kopuk organ tamirlerinde de tüm dünyada yaygin biçimde kullanilmaktadir.

Son olarak sülügün güçlü antioksidan etkisi nedeniyle Koruyucu (Preventif) Tipta da kullanimindan bahsetmek gerekir ki; yilda bir defa yapilan Sülük Tedavisi, o yil içinde enfeksiyonlar basta olmak üzere birçok hastaliga karsi koruyucu etki göstermektedir.

Sülük Tedavisi

Günümüzde sülük tedavisi biyolojik etkileri açısından “benzeri olmayan” bir tedavi yöntemi olarak nitelendirilmektedir. Almanya’da
300′ü aşkın Hirudoterapi Kliniği vardır. Hirudo Medicinalis, Alman Tıbbi İlaçlar Kanunu’nun (TİK) 2.Maddesinin 1.bendi gereği ilaç olarak
kabul edilmiştir. Daha sonra ilave edilen 4.madde ile de hazır tıbbi ilaç olarak tanımlanmıştır.Bunun enjektöre çekilen bir ilaçtan tek farkı
vardır ” O da bu ilacın, enjeksiyon şeklinde bizim tarafımızdan değil, Hirudo Medicinalis adı verilen bir canlının ağzından bizzat verilmesidir “.
Sadece Avrupa yılda 100 milyon sülük kullanmaktadır. Amerika’da sülük tedavisi uygulayan hekimlerin kurduğu derneğin 1000′den fazla üyesi
vardır ve 2004′ de Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi (FDA) sülük tedavisini akredite etmiş ve Avrupa’daki gibi eczanelerde satılmasına izin vermiştir.

Sülüğün Anatomisi ve Diğer Özellikleri

Sülükler, 15.000′den fazla türü bulunan Annelida filumundandır. Çoğu ektoparazit olup, kan emerek beslenen canlılardır. Bunların yaklaşık
650′den fazla türü Hirudinea sınıfındadır. Bu sınıfta genellikle deniz, tatlı su ve kara sülükleri yer alır. Bütün sülükler kan emici değildir. Bazı
türleri omurgasızları, Annelida’ya ait diğer sınıfların bireylerini, salyangozları ve böcek larvalarını yerler. Kan emenler balık, kurbağa, kaplumbağa,
salyangoz ve kabuklu su canlıları ile omurgalı hayvanlarda ektoparazit olarak yaşarlar. Omurgalıların hemen her grubu konakçı olmasına karşın,
balıklar en çok saldırıya uğrayan gruptur. Sivrisineklere benzer şekilde, ağrı oluşturmadan deriyi ağızlarında yer alan üç adet çenenin üstünde bulunan
keskin dişleriyle ensize ederek kan emmeye başlarlar ve salyasındaki çeşitli mediatörleri (lokal anestezik, histamin benzeri vazodilatatörler,
pıhtılaşmayı engelleyici maddeler, yayılma faktörleri, antibiyotikler vb.) bu bölgeye salarlar. Hastalıklarda tedavi edici özelliği bulunan sülüklerin
birkaç türü olup H. medicinalis, Hirudo verbana bunlardandır. Bu sülüklere “tıbbi sülük” adı verilir.Tıbbi sülüklerin birkaç türü olup, Türkiye’de
H. medicinalis ve H. verbana’nın yaşadığı bilinmektedir. Sülüklerin anatomisi dikkat çekecek derecede tek örnektir. Vücut tipik olarak dorso-ventral
yassılaşmıştır. Segmentler anterior ve posteriorde çekmen biçimine dönüşmüştür. Anterior çekmen genellikle posterior çekmenden daha küçüktür ve
üç çeneli ağzın etrafı çekmenle çevrilidir. Çenelerde bir sıra halinde dizilmiş 50-100 diş bulunur. Posterior çekmen, sekiz segmentin birleşmesiyle oluşmuş,
disk şeklinde ve ventrale dönüktür, çekmenler yapışmaya ve harekete yardımcı olur. Vücutları daima sabit sayıda 34 segmentten oluşur. Sülüklerin ağzı ön
uçta, ya bir çekmenin dibinde veya kaşık şeklinde bir üst dudağın altındadır.

Sülüklerin vücudu muhtelif renklerde görünebilen ince ve düz bir örtü ile sarılmıştır. H. medicinalis’in sırtı bozumsu zeytin renginde olup, az çok belirgin altı
tane boyuna uzanan kırmızımsı-sarı şeride sahiptir. Kenarlar açık zeytin rengindedir. Karnın her iki yanında düz siyah birer şerit bulunur. H. medicinalis’in
sindirim kanalı florasında bir cins bakteri olan Aeromonas hydrophila bulunur. Bu ekstraselüler simbiontun emilen kanın sindirimine yardım ettiği, ürettiği
antibiyotiklerle diğer bakterilerin ölümünü sağladığı ve diğer bazı faydaları olduğu bildirilmektedir. H. medicinalis’in boyu 10-15 cm olup, 34 segmentten oluşur.
Ağırlığı 3-6.5 g’dır. Vücut ağırlığının 3-10 katı kadar kan emer vücut ağırlığı arttıkça emdiği kan miktarı da artar ve bir yıla kadar beslenmeksizin yaşamını sürdürebilir.

Yapılan bir çalışmada insandan kan emme süresi ortalama 68±26 dk; emilen kanla artan vücut ağırlığı %460 olarak bulunmuş, bu türün diğer bazı sülük
türlerine göre (örn. Macrobdella decora) crude eksraktlarından daha fazla antitrombik ünit hirudin ihtiva ettiği bildirilmiştir. Hermafrodit olan sülüklerin
çoğu yaklaşık bir yıl kadar yaşarlar. Baharda yumurtadan çıkan sülükler, takip eden yılda olgunlaşırlar. Hayat devri, beslenme alışkanlıkları ile yaşam ortamına bağlıdır.
H. medicinalis diğer türlere göre daha uzun yaşar. Bazı sülükler denizlerde olsa da çoğu akuatik türler yüzeysel bitki bulunan havuz, göl ve hafif akan çayların kenarı gibi
tatlı sularda yaşarlar. Sülükler dünyanın her tarafına yayılmışlarsa da (kutup okyanuslarından çöllerdeki su kaynaklarına kadar) daha çok ılıman göl ve havuz sularında
bulunurlar. Kuzey Amerika sülük faunasının çoğu Avrupa ile benzerdir. Ülkemiz, sülük türleri açısından dünyanın en zengin yerlerinden biridir.
H. medicinalis ve H. verbana’ya yurdumuzda ve bölgemizde yaygın olarak rastlanmaktadır. Sülüklerin koku ve tat alma duyusu vardır. Görme ve işitme organı yoktur.
Termoreseptör, baroreseptör sistemleri ve sonar donanımı mevcuttur.

Sülüğün Tıbbi Etkileri

Sülüğün tıbbi etkileri 3 ana maddeye ayrılabilir:

– Flebotomi (içindeki pıhtıyı yok etmek üzere bir damara müdahale)
– Refleks Uyarım
– Biyoaktif Salgı İçeriği

Sülükler, kan emerken vücuda kendi ürettikleri salgıyı verirler. Bu salgı şu ana kadar izole edilebildiği kadarıyla 100′e yakın biyoaktif madde içermektedir.

Bu maddelerin bir kısmı kanın pıhtılaşmasını engellerken bir kısmı oluşmuş pıhtıları eritmekte, birkaçı ağrı kesici özellikler sergilemekte, bir bölümü de kan
basıncını dengelemektedir. Ayrıca sülük tedavisinin antidepresan, antibakteriyel, antioksidan etkinliği de yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur.

Sülüğün tıbbi etkilerinin tamamı şu şekilde sıralanabilir:

– Antibakteriye
– Analjezik
– Antiromatizmal
– Antihipertansif (yüksek tansiyon karşıtı)
– Antidepresan
– Myorelaksan (kas gevşetivi)
– Antioksidan
– Nörotrofik (sinir hücresi yenileyici)

Sülüğün Biyoaktif Salgı İçeriği:

– Hirudin: Antikoagülan
– Hementin: Fibrinolitik
– Hementerin: Fibrinolitik
– Ghilanten: Protrombinaz İnh.
– Anti-statin: Protrombinaz İnh.
– Piyatin: Nörotrofik
– Calin: Tr. Agg. İnh.
– Decorsin: Tr. Agg. İnh.
– Destabilase: F XIII İnh.

Hangi Hastalıklara Sülük Tedavisi Uygulanır?

Bu özellikleri itibariyle sülük tedavisi kliniğimizde; varis, hemoroid, derin ven trombozu ve periferik arter tıkanıklıkları gibi damarsal sorunlarda,
artroz ve artrit gibi iskelet sistemi hastalıklarında, egzama, sedef hastalığı başta olmak üzere birçok cilt hastalığında, glokom ve retinal arter tıkanıklığı
gibi tedavisi neredeyse imkansız göz hastalıklarında başarıyla kullanılmaktadır.

Sülük tedavisinin etkin bir şekilde kullanıldığı hastalıklar aşağıdaki gibi sıralanabilir:

– Bazı Göz Hastalıkları (Behçet hastalığı, Üveitler, Glokom, Makulopatiler, Sarı nokta hastalığı, Diyabetik retinopatiler,Hipertansif retinopatiler,Retinitis pigmentosa ve Optik sinire ait problemler ve Optik atrofiler gibi gözün damar,sinir,makula ve retina hastalıkları)
– Varis ve venöz kan damarı sorunları
– Romatoid artrit ve diğer romatizmal hastalıklar
– Artroz ve eklem kireçlenmeleri
– Migren ve gerilim baş ağrıları
– Baş dönmesi,kulak çınlamaları ve meniere sendromu
– Her türlü kas ağrıları, fibromyaljiler, huzursuz bacak sendromu
– Boyun fıtığı, bel fıtığı,tendinit- tenosivonit- bursit iltihap ve ağrıları
– Dejeneratif sinir sistemi hastalıkları ve felçler (MS,ALS,PARKİNSON gibi…)
– Egzama,ürtiker,kronik deri hastalıkları,sedef hastalığı ve akneler
– Kronik hepatit ve karaciğer hastalıkları
– Depresyon ve fobiler
– Tüm bağışıklık sistemi hastalıkları ve kronik yorgunluk sendromu

Hangi Durumlarda Sülük Tedavisi Uygulanmaz?

Sülük tedavisi uygulamasında dikkat edilmesi gereken noktaların başında hastanın anemi (kansızlık) sorununun olmaması,
kan sulandırıcı ilaç kullanmıyor olması, pıhtılaşmaya engel bir hastalığının bulunmaması ve vücudunda aktif bir kanama odağının bulunmaması gelir.
Ayrıca gebelerde ve emziren annelerde, kontrolsüz diyabet hastalığı veya kalp yetmezliği olanlarda da sülük tedavisi uygulanmaz.

– Kanama Diyatezleri (Hemofili gibi)
– Aktif Kanama Odağının Varlığı
– Ciddi Anemi (Hb < 10)
– Cerrahi Girişim Öncesi
– Kan Sulandırıcı İlaç Kullanımı
– Gebelik ve emzirme durumlarında sülük tedavisi uygulanmamaktadır.

Vücudun Hangi Bölgelerine Sülük Uygulanabilir?

Vücudun aşağıdaki bölgeler dışındaki her yerine sülük tedavisi uygulanabilir; aşağıdaki bölgelere sülük uygulanması ise çok sakıncalıdır.

– Yumuşak Cilt Bölgeleri (Göz kapağı çevresi gibi)
– Keratinize Bölgeler (Avuç içi, ayak tabanı gibi)
– Önemli Damarların Üzeri (Boyun, çene altı, koltuk altı, kasık gibi)
“dışında” her bölgeye sülük uygulanabilir.